2 Nisan 2012 Pazartesi

dersi bahsi geçenlerden: Krzysztof Kieslowski

Polonyalı film yönetmeni Krzysztof Kieslowski’nin “Trois Couleurs: Bleu (Üç Renk: Mavi)”sinden söz ettik.
Filmde renk kullanımı. Ve rengin psikolojik etkisi. Yarattığı anlam katmanı.
Mavi, mesafeli bir soğukluk çağrıştırıyor bu filmde. Özgürlük üzerine düşünmeye çağırırken, filmin ana karakterinin ruh hali ile ilişkili bir şekilde mavinin tonları kullanılıyor...

Üç Renk: Mavi (Özgün adı: Trois Couleurs: Bleu)
Adlarını Fransız bayrağının renklerinden alan üçlemenin diğer iki filmi ise, Üç Renk: Beyaz ve Üç Renk: Kırmızı'dır.

şekil-zemin ilişkisinde farklılaşmalar


sabit şekil- zemin ilişkisi - stable
(hangisinin şekil, hangisinin zemin olduğu sabit)

değişken - reversible
(şekil olarak algılanan, aynı zamanda zemin olarak da algılanabiliyor. zemin olarak algılanan, aynı zamanda şekil olarak da algılanabiliyor. şekil-zemin algısı yer değiştiriyor.)

muğlak - ambiguous
(hangisi şekil, hangisi zemin belirsizleşmiş. bütünün algısı baskın.)

Gestalt Algısal Gruplama İlkeleri

tekrar:

Şekil – Zemin İlişkisi

(Figure – ground relationship)

Görsel algı, temel olarak şekil (obje, nesne) ve zemin (fon) arasında ayırt edilmeyi sağlayan ilişkiye dayanmaktadır. Göz ve beyin, bir nesneyi algılamak için çevresinden ayırmaya çaba gösterir.

Şekil ve o şeklin yer aldığı zemin (arka plan) arasında zıtlık etmeninin farklı kullanımı ile algıyı kolaylaştırmak ya da zorlaştırmak mümkündür. Görsel elemanlar, ya figür (odaklanılan nesneler) ya da zemin (algılanan görüş alanının kalanı) olarak algılanırlar. Bir nesnenin net olarak algılanabilmesi için fonun algıyı kısıtlayıcı olmaması gerekir. Fonun objeyle etkileşmesi algıyı bozar.

Yakınlık (Proximity)

Birbirine yakın konumlanmış elemanların “grup” olarak algılanması

Benzerlik ya da Benzeşme Ayrışma (similarity)

Sayfa üzerindeki biçim olarak birbirine belli bir yönden benzeyen elemanların bir grup olarak algılanması (belli bir açıdan benzer olan elemanlar bir bütün olarak okunur.)

Kapalılık (Closure)

Tamamlanmamış görsel elemanlar belli bir şekli oluşturuyor ya da bir bütünü tamamlıyor gibi algılanır (göz tamamlar)

Süreklilik ya da Devamlılık (continuity – good continuation)

İnsan algısı, uzanan bir şekli, yönelimine göre bitiş noktasından devam ettirme eğilimindedir. (Kapalılık etkisi ile de ilgilidir.)

Ortak Hareket ya da Ortak Kader (common movement or common fate)

Aynı davranışı sergileyen (aynı hareket, aynı yön) elemanlar grup olarak algılanır.

derste bahsi geçenlerden: JOHN BERGER / görme biçimleri

John Berger
Görme Biçimleri
John Berger ile yapılan BBC televizyon dizisinden
Özgün adı: Ways of Seeing
Çeviri: Yurdanur Salman
Hazırlayan: Sven Blomberg, Chris Fox, Michael Dibb, Richard Hollis
Kitabın Baskıları:
İlk Basım: 1978
17. Basım: Ekim 2011

JOhn BErger, "GÖRME BİÇİMLERİ"nin yazarı. Görme Biçimleri (WAYS OF SEING), gördüklerimizi nasıl algıladığımızı açıklamaya çalışan bir kitap. Farklı bakmak üzerine...
Görseller bizimle nasıl konuşur? Biz görselleri nasıl OKURUZ? Aynı görsel, farklı zamanlarda nasıl farklı yorumlanabilir?
Sanat tarihi, reklamların dili, toplumda kadının yeri... HEpsi, "görmek" bağlamında bu kitapta...

Kİtaptan bir alıntı:

"Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir.Ne var ki başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Her akşam güneşin batışını görürüz. Dünyanın güneşe arkasını dönmekte olduğunu biliriz. Ne var ki bu bilgi, bu açıklama gördüklerimize uymaz hiçbir zaman. Gerçeküstücü ressam Magritte Düşlerin Anahtarı adlı resminde sözcüklerle görülen nesneler arasında her zaman var olan bu uçurumu yorumlamıştır.
Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler. İnsanların Cehennem'in gerçekten var olduğuna inandıkları ortaçağda ateşin bugünkünden çok değişik bir anlamı vardı kuşkusuz. Gene de onlardaki bu cehennem kavramı –yanıkların verdiği acıdan olduğu ölçüde– ateşi her şeyi yutan, kül eden bir şey olarak görmelerinden doğmuştur...."

ilgilenenler için 2009 tarihli bir JOhn Berger yazısı... Gazze üzerine bir rüyası...
http://www.bianet.org/bianet/dunya/111979-john-berger-gazzeyi-anlatiyor-aglayan-bir-yer

daha da ilgilenenler için JOHN BERGER belgeseli:
http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=LnfB-pUm3eI

Algısal Örgütleme İlkeleri / Şekil -Zemin İlişkisi

Şekil – Zemin İlişkisi

(Figure – ground relationship)

Görsel algı, temel olarak şekil (obje, nesne) ve zemin (fon) arasında ayırt edilmeyi sağlayan ilişkiye dayanmaktadır. Göz ve beyin, bir nesneyi algılamak için çevresinden ayırmaya çaba gösterir.

Şekil ve o şeklin yer aldığı zemin (arka plan) arasında zıtlık etmeninin farklı kullanımı ile algıyı kolaylaştırmak ya da zorlaştırmak mümkündür. Görsel elemanlar, ya figür (odaklanılan nesneler) ya da zemin (algılanan görüş alanının kalanı) olarak algılanırlar. Bir nesnenin net olarak algılanabilmesi için fonun algıyı kısıtlayıcı olmaması gerekir. Fonun objeyle etkileşmesi algıyı bozar.

gestalt / algısal gruplama

Dersimizde, en çok duyduğumuz kelime, Gestalt. Gestalt kelimesi, “stellen” – yerleştirmek, düzenlemek fiilinden gelir. Biz niçin Almanca bir kelime ile ilgileniyoruz? Çünkü görsel algıya, psikoloji tabanlı bir yaklaşımın adı Gestalt.


“Gestalt Algı Psikolojisi”, 1920'lerde Alman psikologlar tarafından geliştirilen görsel algı teorilerine işaret eder. Algıyı, dinamik bir süreç olarak ele alır. Bu yaklaşım, görsel algımızın özelliklerini kategorilendirmeye çalışır.


Görsel algı sürecinde beyin, gözümüzün duyumladığı çeşitli seviyelerdeki enerjiyi (enerji, dersimiz bağlamında görüntüye denk düşüyor), çeşitli kurallara göre gruplar. Bu gruplama / organize etme süreci, görsel algiıyı dinamik ve yaratici bir sürece dönüştürür.

Görsel algılama sürecinde, gözümüze çarpanlar örgütlenir /organize edilir /gruplandırılır.

Gestalt kuramının Görsel algı alanında cevabını irdelediği soru şudur:

İnsan gözü görsel deneyimleri nasıl organize eder ve algılar? (gruplandıma ve ilişkilendirme)



Gestalt Kuramı. Görsel Gruplama İlkeleri.


Temel olgular:

1. Görsel bir imajın parçaları, farklı bileşkenler şeklinde çözümlenebilir ve değerlendirilebilir.


2. Görsel bir imajın tamamı, onun parçalarının toplamından farklı ve daha kapsamlıdır. Başka bir deyişle: Bütün, tek tek parçaların toplamından daha farklı ve daha kapsamlıdır.

3. Organize bütünler, birbirleriyle ilgisiz parçalardan çok daha kolay öğrenilip akılda tutulurlar. (Bu etki, bütünlük ya da birlik – unity- ilkesi olarak da adlandırılıp Gestalt ilkeleri arasında da sayılabilir.) Organize bütünlerdeki bütünlük etkisinin tersi, tamamlanmamışlık ve fragmantasyon (parçalanma)dır.



tasarım ile ilgilenen öğrenciler için bir not

Mesajını görseller kullanarak iletmek isteyen bir kişi, görsel bilginin nasıl düzenleneceği ile ilgilenir. Görsel malzemeleri, mesajı hedef kitleye en etkili şekilde iletecek doğrultuda seçer ve düzenler.

Görsel algı sürecinde, gördüklerimizi nasıl gruplandırdığımız ve ilişkilendirdiğimizi incelemek, bize daha etkili tasarımlar yapabilmek için araçlar sunar.

"Tasarım ilkeleri" dediğimiz, ezberlenecek / tepeden inme ilkeler değildir. Bu ilkeler, görsel algımızın doğasına ait özelliklerdir.

-görsel hiyerarşi (algı sırası; tasarımı oluşturan parçalar arasında algı sırasının tasarımı)
-denge (simetrik ve asimetrik denge)
-görsel süreklilik ( yön, hareket ve ritmin süreklilik sağlayacak şekilde düzenlenmesi)
-vurgu-çekicilik (vurgu noktası, kontrast, figür-arka plan ilişkisi)
-uyum-görsel bütünlük